wybierz język: Türk Polski Україна English

Ortak sınır – Ortak miras

Dinyester (Turla) nehri kenarındaki Polonya ve Türk kalelerine yeni bir bakış

Dinyester nehri boylarında kaleler ve müstahkem mevkiler

Małgorzata Pastewka

Dinyester nehri boylarında kaleler ve müstahkem mevkiler

 

İki Ulusun Cumhuriyeti de denilen Lehistan-Litvanya Birliği, ülkenin güney-doğu bölgesinde yani Osmanlı İmparatorluğu ve Kırım Hanlığı ile sınırları boyunca bulunan kalelerden dolayı 'Hırıstiyanlığı koruyan siper' (Lat. antemurale christianitatis) diye anılır. 250 yılı aşkın süre boyunca (XV. yüzyılın ortasından XVII. yüzyılın sonuna kadar) Polonya'nın topraklarını güneyden gelen istilalara karşı muhafaza etmek zorunda olması, sınır boyunca çok sayıda müstahkem mevkinin inşa edilmesine neden oldu.

'Siper' denilen bölge,  XIV.-XVI. yüzyıllar arasında Polonya Krallığının sınırlarına dahil edilen Rus-i Hamra, Podolya ve Ukrayna'dan (Kiev ve Bratslav eyaletinden) ibaretti.  Bölgenin coğrafi yapısı (Dinyester, Dinyeper ve kollarının vadileri, Doğu Karpatlar sırası, Podolya Yaylası) ulaşımı zor olup görüş alanı geniş bu yerlerde müstahkem mevkilerin inşa edilmesine elverişli şartlar oluşturuyordu.

Podolya bölgesi, çok karakteristik bir drenaj sistemine sahip olup güneyden Dinyester vadisi ile sınırlanan bir platodur. Birbirine paralel olarak Dinyester nehrine dökülen ırmaklar doğudan saldıran ordulara karşı doğal engeller oluşturuyordu.  Plato, altında tortul kayaçlar bulunan lösler ile kaplı olduğundan nehir yatakları derin olur ve yamaçları sarp kayalıklar şeklinde olan burunlar oluşturur.

Bölgenin bu jeolojik şartlarından faydalanılıp burunlarda kaleler ile müstahkem mevkiler inşa edilirdi.  XIV. yüzyılın başında Terebovlya'da, Kamaniçe'de ve Skala-Podilska'da inşa edilmiş kaleler, arazinin şeklinden nasıl faydalanıldığını gösteren çok iyi bir örnektir.

Sınır bölgesindeki kaleler Lehistan'ı Tatar istilalarına karşı korurdu, Osmanlı İmparatorluğu (Türkiye), Kazaklar ve Rusya ile savaşlarda birer direniş noktası olup, komşu ihtilaflarında sığınak işlevini görürdü.  Müstahkem mevkilerden en kuvvetli, en sağlam olanlar top ve sıçan yolu (mayın) kullanılan kuşatmalara karşı savunabiliyor, diğerleri ani ve şiddetli saldırılar sırasında sığınak olarak kullanılıyordu.

Ukrayna topraklarının uçsuz bucaksız alanların etkili bir şekilde korunması için çok sayıda ufak kalenin inşa edilmesi  gerekiyordu.  Müstahkem mevkilerin çokluğunun sebeplerinden biri de önceden düşünülmüş bir istihkam sistemi olmamasıydı. Polonya'da rejimden dolayı sağlam ve gelişmiş devlet kaleleri inşa edilmezdi. 

Daha ufak müstahkem mevkiler Kral, soylular ve yerel meclisler tarafından yaptırılırdı.

Taş kalelerin menşei Doğu ve Batı geleneğindedir. 'Hırıstiyanlığı koruyan siper'in savunma amaçlı mimarisini sadece taş kaleler ve şatolar oluşturmazdı. Aynı zamanda toprak-tahta müstahkem mevkiler, kiliseler, manastırlar ve sinagoglar gibi tapınaklar, çan kuleleri, nöbet kuleleri ve malikhanelerden ibaretti.

Müstahkem mevkiler ebatları, tahkimatı, mlkiyet statüsü, konumu ve askeri (savunma) değeri bakımından farklılıklar ve çeşitlilik sergilerdi.

Doğu sınır bölgesinde bulunan kaleler bir kaç türe ayrılabilir.  XIV.-XV. yüzyılda tahkim edilmiş kule ve burç sistemi hakimdi. İçinde çok sayıda burç ve kule bulunan surlar en önemli şehirlerle kaleleri korurdu.  Bu şekilde korunan şehirlerden biri, iki sıra sur  ile çevrili Lviv idi.  Aynı sistemde XII. ve XIII. yüzyılda inşa edilmiş kaleler Hotin, Kamaniçe, Soroka ve Terebovlya kaleleridir.

XVI. yüzyılda hızla büyüyen latifundiumlardan (soyluların mülkleri) dolayı özel kaleler inşa edilirdi. Yeni istihkamlar topçuluğun gelişmesinden dolayı nispeten alçak ve kalın yapılı burç olan taş veya toprak istihkam şeklinde inşa edilip bölgenin savunma sisteminin önemli unsuru haline gelmiştir. Rönesans şehircilik ve mimarisi örneklerine istinaden Brodi veya Stanislaviv gibi ''kale şehirler'' inşa edilirdi.

Alçak ve kalın yapılı burçlu taş veya toprak istihkam ile İtalya menşeli burçlu kaleler gittikçe yaygınlaşmaya başlamıştır..

Bu dönemde şehirlerin mevcut müstahkem mevkileri yeniden inşa edilip daha modern hale getirilmiştir.  Bölge coğrafyasının müdafaaya elverişli olan şartları kullanılmış, müstahkem mevkiler yeni savunma unsurlarıyla geliştirilmiştir.

Ancak en önemli nokta, kalenin yeniden alçak ve kalın yapılı burçlu istihkam şeklinde yeniden inşa edilmesi veya ortaçağ kalelerinin daha modern hale getirilmesiydi.

Yeniden inşa edilme söz konusuysa kulelerle burçlar daha alçak ve kalın yapılı burçlar haline getirilir veya kalenin ön mekanında ek bir burçlu sur inşa edilirdi.

Nispeten alçak ve kalın yapılı burç sisteminin uygulanmasının amacı, istihkamın ateşli silahların kullanılmaya başlanmasının sonuçlarına göre adapte edilmesiydi.  Lehistan'daki bu tarz kaleler düzenli bir yerleşim planına sahipti. Bazen üçgen veya beşgen olsa da genelde dörtgen planlı, dış çevre surunun köşelerinde dört burcu bulunan kalelerdi.

Bu şekilde uygulanmış çözümün bir örneği, XVII. yüzyılın başında inşa edilmiş olup eşit olmayan beşgen planlı ve köşelerinde burç bulunan İzvança müstahkem mevkiidir.

Alçak burçlar, biçimi eskimiş olsa da, daha ilerlemiş (gelişmiş) kale burcu sistemi uygulanmaya başlandıktan sonra da kullanılıyordu. Ortaçağ kalesinin moderenizasyonuyla sonrasında uzun yıllarca kullanılmasının örneğini Terebovlya kalesi oluşturmaktadır. Kale XVII. yüzyılda tamamen, alçak, kalın yapılı burçlu sisteme göre yeniden inşa edilmiş. Kamaniçe kalesinin yarım daire planlı barbakanlı ana kapısı da benzer şekilde  değiştirilmiş, takhim edilmiştir.

Bu dönemde şehirler artık yeni- ve eski İtalyan burç sisteminde yani taş ve tuğla kullanılarak tahkim edilirdi.  Planlama ve kale çevresi konusunda çağcıl şehirciliğe ve tahkim sanatına başvurulurdu.  Simetrik (satranç tahtası şeklinde) olarak planlanmış şehir içi binalar, istihkamın çokgeni ve kale tek vücut haline getirillirdi.

Yeni kale burcu sistemindeki burçlar, kale duvarıyla desteklenmiş setlerle payandalı öne çıkık beşgen planlı burçlardı.

Burada sözü edilen tahkimat sistemi  Zamość, Zhovkva ve Brodi gibi şehirlerde uygulanmıştır. Kamaniçe'de XVII. yüzyılın başında Eski Kale, Yeni Kale denilen  ve Yeni İtalyan tarzında inşa edilmiş bir burçlu tahkimatla kuvvetlendirilmiştir. Polonya ordusunun Çeçora muharebesindeki yenilgisinden sonra daha düşük maliyetli ve daha hızlı bir şekilde inşa edilen tahkimatlara duyulan ihtiyaç artmıştır.

O dönemde Hollanda menşeli bir burç sistemi uygulanmaya başlanmıştır. Karakteristik özellikleri arasında: taş kapılı toprak setlerinin daha alçak olması, derin, ıslak ve kuru hendekler ve sivri köşeli burçlar bulunması gibi unsurlar bulunuyordu.

XVII. yüzyılın sonuna kadar bu tür çözümler özel ve devlet tahkimatlarında uygulanırdı. Benzer bir modernizasyon Hotin kalesinde Türkler tarafından gerçekleştirilmiştir. Kale, 7 burçlu ve 5 kapılı çağcıl toprak setleri ile tahkim edilmiştir.  Bu sistemin daha basit çeşitleri yüzlerce yerleşim yeri, kasaba, saraylar ve kaleler etrafında inşa edilirdi. Örneğin XVII. yüzyılda Soroka ve Teslis Siperi kaleleri  Hollanda tarzı toprak tahkimatla kuvvetlendirilmiştir.

XVII. yüzyılda alçak burçlu kalenin en yaygın türü, burçlu, ıslak hendekli, dörtgen ahşap-toprak tahkimatıyla çevrili  müştemilatlı ahşap mülk idi. Rus-i Hamra ve Podolya bölgesinde bahsi geçen kaleler çoğu zaman taştan yapılırdı.

XVII. yüzyılın ikinci yarısında meydana gelen Kazak ayaklanmaları sırasında Ukrayna topraklarının büyük kısmı Kazakların işgali altına girince birçok kasaba ve şehir, setlerden, hendeklerden, toprak burçlardan ve ahşap, savunma amaçlı yapılı, zengin tahkimatlı saha (geçici) istihkamlarına çevirilmiştir.

Herzaman 'koruyucu siper' bölgesinde su gibi en basit ve en düşük masraflı engeller kullanmak en önemliydi.  Kaleler ile şehirler iki, üç hatta bazen dört tarafının da doğa tarafından korunmasını sağlamak amacıyla genellikle nehirlerin çatalında veya mendereslerinde, göller, havuzlar yakınında inşa edilirdi.

Kalenin inşa edileceği  yer olarak bölgenin en yüksek noktası, kaya, burun, tepe veya sarp kayalık gibi yerler seçilir, bazen yapay tepeler yapılırdı.

Kalıcı tahkimatların sadece %15i sadece taştan, %15i kısmen taştan yapılmıştır, kalıcı ve geçici kalelerin %70i sadece ahşap, sadece toprak veya ahşap-toprak kalelerdi.  Son grubun örneği Meryem Ana İstihkamı olabilir.  Taştan yapılmış tahkimatların neredeyse tümü, Osmanlı İmparatorluğu ile sınır bölgesinini batısında, Rus ve Podolya eyaletınde (Dinyester'in orta ksımı boylarında) bulunurdu.

XV. yüzyılın ortasında XVII. yüzyılın sonuna kadar 'koruyucu siper' Polonya'nın iç topraklarına açılımlarını durdurarak etkili bir şekilde Tatarlara ve Türklere karşı mukavemet ediyordu.  Geçici kalelerin çokluğu, büyük, kalıcı kalelerin azlığına ters düşer.  Müstahkem mevkiler inşa edilirken  geleneksel, denenmiş, ucuz, pahalı ustaların çalıştırılmasını gerektirmeyen çözümler tercih edilirdi.  Kalıcı kale tahkimatları eskidiği halde nadiren yenilenirdi. Buna rağmen coğrafi şartlar ve geçici tahkimatlar sayesinde 250 seneyi aşkın süre Dinyester boyunca geçen sınır, Avrupa'nın bu bölgesinin en çok 'tedirgin edilen'  olmasına rasğmen en istikrarlı sınırıydı.